
”İki dil, bir bavul” – Traji komik ülkem benim.
Filmin neresinden tutarsanız tutun, muhakkak ellerinizde kalacaktır bir parçası. Ben böyle filmler çekilsin, böyle hikayeler anlatılsın istiyorum Türkiye’ye. Hayatın herhangi bir kesitine gizliden bir kamera yerleştirilmişcesine tarafsız fakat bir o kadar da doğal aktarılsın bir takım ülke gerçekler istiyorum. Kendi ülkemizin bile bile göz ardı edilen bunca sorunu varken; zengin aile trajedileri, koca paylaşamayan kardeş kavgaları, kimin eli kimin cebinde hesapları içerisine giren, boş vakti gereğinden fazla olan insanların saçma sapan avrupa hayatını kopylama çabalarına özenti öyküleri değil, bunlar gösterilsin ekranlarda, insanlar bunları izlesinler, bunları okusunlar, ülkelerini bilsin, ülkelerini tanısınlar istiyorum.
Beyinler çalıntı hayatların içi boş öykülerinin uzatılmış halleri ile değil de, bunlarla kitlensin ekrana, bunları bilsin, görsün, tanısın, bağımsız ve özgür bir şekilde fikir oluştursun, düşünsün.
Yeri geldiğinde birlikten beraberlikten dem vuran insanlar, başkalarının sahip çıkmasını beklemekten vazgeçip bunların farkında olsunlar, uyansınlar, uyarsınlar. Madem ki hepimiz bu toprakların insanıyız, kardeşiz, eşitiz, yıllardır güvendiğimiz Devlet sahip çıkmamış, çaba göstermemiş, çözmemiş, biz sahip çıkalım her fırsatta dile getirmeye çalıştığımız birlik ve beraberlik mesajlarının hakkını verebilmek adına. Tek kelime Türkçe bilmeyen çocuğa ”Ne mutlu Türküm diyene” dedirtmek değildir marifet olan. Eleştiriye fazlası ile açık olan bir eğitim sisteminin kurbanı genç ve yeni atanmış bir öğretmeni böylesine bir hayatın ortasına atıp ”karaya çıkamazsan boğulursun” misali bir başına bırakmanın da marifet olmadığı gibi.
18.04.2012 | Eda Tanses











